TELEVİZYON TEPSİSİ

ÇİT / Rabbit-Proof Fence

Avustralya denilince ilk aklıma gelen o toprakların gerçek sahipleri Aborjinler’dir. Geçen haftalarda Cumhuriyet gazetesinde Mustafa Balbay’ın Avustralya üzerine yazı dizisini okumuştum. Tam da bu yazı dizisi üzerine bugün TV8’de, Phillip Noyce’un yönetmiş olduğu “Çit” adlı filmi izledim. 2002 Avustralya yapımı olan film, Avustralya yerlisi olan Aborjin çocukların ailelerinden zorla alınarak hizmetçi olarak yetiştirilmek üzere bir kampta toplanmasını ve esas olarak da üç küçük aborjin kız çocuğunun kimsenin kaçamadığı bu kamptan kaçarak ailelerine ulaşma mücadelelerini anlatıyor. 1930’lu yıllardaki gerçek bir olaydan yola çıkılarak yazılmış bir kitaptan uyarlanan filmi izleyince tekrar kendime “insana en büyük kötülüğü yine insan yapıyor” dedim. Ve bu kötülükler hele de çocuklara yapılınca…
Topraklarının istila edilmesi, hayatlarına müdahale edilmesi yetmiyormuş gibi bir de zorla alınarak ailelerinden uzaklaştırılan çocuklar…
Burada çit, yerli halk aborjinlerle sömürgeciler arasına bir engel olarak konulmuşken, Molly, küçük kız kardeşi Daisy ve kuzenleri Gracie için annelerine ulaşabilecekleri bir haritadır. Küçük yaştaki bu kızların annelerine ulaşmak için gittikleri bu uzun yola birçok yetişkin dayanamaz. Ama onlar anneleriyle birlikte herhangi bir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan yaşamlarına yani özgürlüklerine yol almaktadırlar.
Çocukların bakışlarıyla konuştuğu, belgesel tadı ve yalın anlatımıyla insanı içine çeken, vicdanları sorguya sevk eden bu filmin dvd ya da vcd’sini alarak izleyin, arşivinizin ilk sıralarına yerleştirin derim.

İŞ GÜNÜ

TRT 2′de her Çarşamba günü saat 13:00′de yayınlanan “İş Günü”, fırsatı olan tüm çalışanların ve işverenlerin izlemesi gereken bir program. Çalışan kişiler olarak bu saatte nasıl izleyeceğiz diyeceksiniz. TRT, bu programı çalışanların da izleyebileceği bir saatte, ya da tekrar olarak yayınlayabilir. Aslında bana sorarsanız, bu programın ortaöğretim müfredatında ders olarak okutulması gerek. Yapımcılığını ve sunuculuğunu İlknur Ertugay’ın yaptığı programda her hafta konuk olarak emeklilik, sosyal güvenlik ve iş hukuku ile ilgili izleyici soruları yanıtlayan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Levent Akın’a dikkat edin. Gerçekten bu konulara çok vâkıf.

HATIRLA SEVGİLİ

2006 yılının ekim ayında ATV’de yayımlanmaya başlayan “Hatırla Sevgili” bana sinema tadı veren bir dizi. Neden mi? En başta yakın tarihimize ışık tutması. Ve ışık tutarken olaya tek yönlü bakmaması; farklı politik görüşlere iki aile ekseninde yer vermesi. Yer verirken de aşkı filizlendirmesi.
Aşk… O güçlü sevgi ve bağlılık duygusu… “Hatırla Sevgili” dizisinde yaşanan karşılıklı bir aşk olduğu için yani hayatta az rastlandığı için ister istemez etkiliyor. Tabi bu etkileyiciliğin nedeni günümüz dünyasında azalan romantizmin olması. Romantizmden öte bir döneme ışık tutulması.
1950’li yıllarda başlayan dizi, öğrenci hareketleri, 27 Mayıs 1960 İhtilali ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetime el koyması, Adnan Menderes başkanlığındaki Demokrat Parti yönetimin görevden uzaklaştırılıp kurmaylarıyla Yassıada’da yargılanması ve Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın İmralı adasında 16 Eylül 1961 günü idam edilmesini anlattı. Tabi bu anlatımda her şey birebir gerçekliğiyle verilmedi çünkü bu bir belgesel değil bir dizi. Bir dizide de bunların olması olağan bir şey. Örneğin yargılananlar arasında Demokrat Parti milletvekili olan Rıza Ünsal’ın olması. Rıza Ünsal tamamen hayali bir kişi, tıpkı kızı Yasemin ve çocukluk arkadaşı ama talihsiz bir şekilde kendisini yargılayanlar arasında bulunan CHP’li savcı Şevket Gürsoy ve oğlu Ahmet gibi. Ve dizi o günlerden bu günlere sürecek sanki.
Tüm bunların anlatımında çevre, dekor, aksesuar, kostüm, döneme ait bireysel ve toplumsal yapı konusunda yapılmış olan titiz araştırma, oyuncu seçimi ve kimi danışmanlarla işbirliği yapılması “Hatırla Sevgili”yi farklı kılıyor, sinema tadı veriyor.
“Hatırla Sevgili” ekip ruhunun hissedildiği bir dizi. Masa başında ve sette herkesin işini iyi yaptığı anlaşılıyor. Tabi biz rahatça televizyonumuzdan izlerken ekip kim bilir nasıl zorluklarla karşılaşmaktadır. Türkiye’nin her şehrinden insanları içine çeken İstanbul gibi kalabalık bir şehirde hele de bir dönem dizisi yapmak hak verirsiniz ki hiç de kolay değildir. Tabi bu zor işte başarının yakalanması tüm ekibi teselli edebilir.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.