BARIŞ

22 07 2007

Bizler kuşaklar boyunca Carpertaria Körfezi’nde karides avladık. Avladıklarımızla evlerimizi geçindirdik, çocuklarımızı büyüttük, öğrendik, geliştik ve hayatı çok sevdik. Bunca yıldır burada karides avlanıyor ama hiç bu kadar yorulduğumuzu hatırlamıyorum. Bu hafta Carpertaria Körfezi’nde her zamankinden fazla karides avladık. Neredeyse tüm Avustralya’ya yetecek kadar. Bu kadar da olur mu diyeceksiniz. Tabi ki hayır, o sözün gelişi. Bu, Noel Babayla bizim çocukların arasında gizli.
    Aralığın son günündeyiz, yılbaşını kutlayacağız. Noel Babayla çocuklarımız arasındaki gize gelince; çocuklarımız yeni yıl kutlamasında hindi değil karides yiyecekler. Hem de kimlerle biliyor musunuz? Dünyanın her ülkesinden çocuklarla. Çocukları, bizim çocuklarımız davet etti, bu onların fikriydi. Her ülkeden çocuklar geldiler, bizi çok mutlu ettiler çünkü; yılbaşını bizim çocuklarımızla kutlamayı seçtiler. Çocuklarımızsa kendilerini hiç bu denli keyifli hissetmediler.
    Çocuklarımız, bu kadar değişik ülkeden çocuğu nasıl mı bir araya getirdiler? Bunu bir yıl öncesinden geçen yılbaşında planladılar. O gün Noel Baba, çocuklarımıza hediyelerini verdiğinde hediyeleri almadılar. Ondan başka bir hediye istediklerini söylediler. Bir yıl boyunca gittiği her ülkede, o ülkeden bir kız bir de  erkek çocuğu, bu yılbaşı için kendi adalarına davet etmesini istediler. O da hemen kabul etti. Noel Babamız ne de olsa bir gezgindi. Gezmekle kalmayıp diğer arkadaşlarıyla da irtibat kurdu ve inanın her ülkedeki çocuklara, çocuklarımızın davetini iletti. Her ülkeden çocuklar, kendi aralarından iki kişiyi seçtiler ve onlar da bizim çocuklarımızın yanına geldiler.
    Carpertaria Körfezi’ne, sularını akıtan yirmi dolayında ırmak vardır. Çocukların gelmesiyle bu ırmakların sayısı sanki çoğaldı. Irmakların akan suyu gibi onlar da sevgilerini, mutluluklarını akıtıyorlar Carpertaria Körfezi’ne. Ve bizler biliyoruz ki; bu sevgi ve mutluluk Büyük Okyanustan Hint Okyanusuna, oralardan da dünyanın her yerindeki çocuklara ulaşacak. Ve barışı onlar sağlayacak. Sizce bunu nasıl anladık? Çocuklara “yeni yılda ne bekliyorsunuz?” diye sorduğumuzda hepsi birden anlaşmış gibi tek bir şey söyledi: “BARIŞ”.





BARIŞ

22 07 2007

Merhaba Neşe,
    Yeni yıla girdiğimiz ilk dakikalarda hemen kağıt, kalemi elime alarak sana mektup yazmaya başladım.    
    Yeni yıla Helga ve ailesiyle birlikte televizyon kulesinin döner restoranında girdik. Buradan tüm Berlin gözüküyor. Zaten Helga’lar da özellikle beni buraya getirdiler. Berlin’e çok kısa bir süreliğine geldiğim için her yerini uzaktan olsa bu sayede görmemi istediler.
    Bir gün öncesinde Berlin Filarmoni Orkestrasının Noel konserine gittik. Tek kelimeyle harikaydı. Burada dinlediğim konseri, klasik müziğin melodilerini hayatımda dinlediğim hiçbir müzikle karşılaştırmıyorum bile. Biliyorsun Helga’nın babası da Berlin Flarmoni Orkestrasında çalışıyor. Ve Berlin Flarmoni Orkestrası, Helga’nın babasının çabasıyla bana öyle bir sürpriz yaptı ki, hissettiğim duyguları sana kelimelerle anlatamam. Noel Konserini Nevit Kodallı’nın eserleriyle bitirdiler. Hem de orkestra şefi, Nevit Kodallı’nın eserlerini çalmadan önce yaptığı kısa konuşmada Noel Baba’nın Türkiye’de doğduğunu söyledi, Anadolu’da, Teke Yarımadasında, Kalkan’ın 15 km kadar batısındaki Patara’da. Daha sonra bana baktı, Noel Babanın doğduğu ülkeden Türkiye’den geldiğimi ekledi. Nevit Kodallı gibi bir bestekârımız olduğu için de beni tebrik etti. Ben hiç konuşamadım sadece alkışladım. Benim alkışlamamla birlikte bütün salon alkışladı. Hayatımda hiç böyle bir şey yaşamamıştım.
    Noel ağaçlarını ikimiz de severiz. Ama bu kadar çok Noel ağacını hiçbir yerde olamaz diye düşündüm. Neredeyse her evde, her sokakta Noel ağacı var. Sokaklarda gerçek çam ağaçları kökünden koparılmadan süslenmiş ve evlerde de yapma çam ağaçlarına yer verilmiş. Yani ağaçlar kesilmemiş. Her yer ışıl ışıl, tıpkı insanların yürekleri gibi.
    Hava sıcaklığı sıfırın altında ama çevremde gördüklerimle üşüdüğümü adeta unuttum. Burada taş apartmanlar var fakat her yer yemyeşil. Anlayacağın apartmanlar yeşillikleri ezmemiş, yeşillikler apartmanları gizlemiş. Kent merkezinin ortasından geçen Spree Irmağının, göllerin ve kanalların bunda katkısı büyükse de, bana göre doğaya verilen önemle böyle bir güzelliğe erişilmiş. Bu güzellik gelenekselle moderni birleştiren mimaride de hissettiriyor kendini.
    Şimdi başka mektuplarda görüşmek üzere bu mektubumu bitiriyorum çünkü; herkesin yeni yıl dilekleri soruluyor. Bizim dileğimizi söyleyeceğim Neşe. Hani seninle her yıl dilediğimiz dileğimizi. Yani tüm dünyada BARIŞI istediğimizi.
Görüşmek üzere! Sevgi
31 Aralık 2005





BARIŞ

22 07 2007

Ben bir pastacıyım. Müşterilerim pastalarımı beğenirler ama en çok yeni yılda yaptığım ‘ağaç pastası”nı. Bu yıl da Aralık ayının son haftasına girmemizle birlikte birçok ağaç pastası yaptım. Ve en güzelini karım için yapıyorum. Aslında birbirine benzeyen bu pastalarda, her ailenin çocuklarının isimlerini yazarım. İşte benim farklılığım. Yaş günleri dışında yeni yılda da pastada isimlerinin yazılması, çocukların çok hoşuna gidiyor ve beni de mutlu ediyor.
    Bizim de çocuğumuz olacak, hem de çok yakında. Bir aksilik olmazsa yeni yılın ikinci haftasında. Bu ilk çocuğumuz ve ben çok heyecanlıyım. Sekiz buçuk  ayı nasıl geçirebildiğimi anlayabilmiş değilim. Halbuki en zor olanı karım yaşıyor, bebeğimizi karnında taşıyor. Ama sanki o değil de bebeği ben taşıyorum.
    Karım, çocuğumuzun olacağını öğrendiği gün, kendisine çukulatalı bir pasta yapmamı istedi ve çok güzel bir haber vereceğini söyledi. Pastaların içinde en çok çukulatalı olanını sever. Zaten tanışmamız da çukulatalı pasta sayesinde oldu.
   Bir gün pastaneme geldi, çok dalgın ve üzgündü. O gün çok sevdiği bir yakınını kaybetmişti. Evdekilerin yemesi için bir şeyler alırken bayılacak gibi oldu. Onu sandalyeye oturttum, kolonya verdim.
Sonra da çukulatalı bir pasta yemek istemez misiniz? dedim. Çok şaşırdı ve “Nerden biliyorsunuz?” dedi. “Neyi?” diye sorduğumda, “Çukulatalı pastayı sevdiğimi” dedi.
    O günden sonra her hafta pastaneme gelip çukulatalı pasta yedi. Ve hiçbir yerde böylesine güzelini yemediğini söyledi. Bir süre sonra anladım ki, benim ondan hoşlandığım gibi o da benden hoşlanmıştı. Ailelerimizi tanıştırdık, nişanlandık ve evlendik. Şimdi de bir çocuğumuz olacak. Ve ben en güzel ağaç pastamı, biricik aşkım eşim ve bebeğimiz için yapıyorum. Sıra ismini yazmaya geldi. Ve ben ikimizin de bebeğimize vermek istediği ismi yazıyorum; BARIŞ.








Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.