Aşkın Tarifi / No Reservations

26 09 2007

    Şimdi bana say deseniz sayamam ama mutfakta geçen filmleri severim. Nedense mutfakta çalışan insanlar genelde keyifli insanlardır. Ayrıca yemek yapan erkekler bana çok çekici gelir, hele de  o mutfak önlüğünü üzerine bağlamışsa, bir bardak çayını alıp latin müziği eşliğinde kurulacaksın karşısına ve sadece seyredeceksin.  Tabi bu benim kişisel görüşüm. Evliliklerindeki monotonluğu kırmak, hayatlarına renk katmak isteyen erkeklere sözüm (bekarlar zaten yemek yaparlar), alın kendinize güzel bir mutfak önlüğü, ara sıra siz de yemek yapın, eşinizin, çocuklarınızın sizi bu halinizle izlemesine, keyiflenmesine izin verin. İnanın hem evliliğiniz renklenir, hem de daha sağlıklı çocuklar yetişir. Tabi sözümüz az da olsa evinin mutfağında yemek yapan Türk erkeklerine değil. Ama profesyonel hayatta en iyi aşçıların erkekler olduğu söylenir. Zaten işin içine para girdi mi nedense her şeyin en iyisini erkekler yapar (!)
    Manhattan’da bir restoran’da  eksiksiz, kusursuz, yetkin bir mutfak yöneticisi olmaya kendini adamış sert, hoşgörüsüz şef Kate (Catherine Zeta-Jones)’in yanına sempatik,  esprili Nick (Aaron Eckhart) yardımcı şef olarak işe alınır. Yanından ayırmadığı müzik çalarında dinlediği aryalarla yemek yapan Nick’in gelmesiyle restoranda çalışan herkesin yüzünde bir tebessüm oluşur, ancak bir tek kişi dışında. O kişi de Kate’dir.
    Kız kardeşinin beklenmedik ölümüyle birlikte yemeklerinin lezzetiyle herkesi büyüleyen ancak küçük yeğeni Zoe (Abigail Breslin)’ya  yemek yedirmeyi başaramayan Kate’in, aşırı planlı programlı, disiplinli yaşantısına tamamen zıt bir kutupta yer alan Nick’in de girmesiyle dengeler bozulur. Hem mesleki hem de duygusal anlamda Kate’in yörüngesine girmeye çalışan  Nick  başarabilecek midir? Filmi izlediğinizde göreceksiniz.
    Ölçülerini tam ve kusursuz olarak uygulamaya çalıştığı yemek tarifleri gibi hayatını yöneten Kate “Keşke hayatın da bir tarifi olsaydı ve tarifler ne yapabileceğimizi belirleseydi?” der. Ama işte hayat 2 kaşık acı, 2 su bardağı tebessüm diye tariflere uyularak yaşanmıyor. Bildiğimiz ve bilmediğimiz yönleriyle hayat her zaman sürprizlerle dolu. Ve o sürprizlerin en yaşanılası da aşk olsa gerek.
    Senarist, prodüktör ve yönetmen Scott Hicks’in daha önce Shine adlı filmini izlemiş ve filmin başarısı karşısında çok etkilenmiştim. Sinema ne kadar ekip işi olsa da Geoffrey Rush’un oyunculuğunu es geçmeyim, muhteşemdi. Yönetmenin son filmi “Aşkın Tarifi” 2001 yapımı Alman filmi “Bella Martha (Mostly Martha)”dan uyarlama. Kimilerince uyarlandığı filmde  karakterlerin daha farklı ve derinlikli işlendiği söylense de, izleyenlerin en iyi bildiği tarzlardan biri olarak çekilmiş olan “Aşkın Tarifi” hoş bir film. Benden tavsiye, hayatınıza bir hoşluk katın ve “Aşkın Tarifi”ni izleyin. Şu Ramazan gününde dileğim, Allah’ın bekar Türk kadınlarının karşısına Aaron Eckhart’ın oynadığı Nick karakterinde erkekler çıkarması.

   


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Follow

Get every new post delivered to your Inbox.