Dondurmam Gaymak

15 09 2007

Dondurmayı sevmeyen kişi azdır herhalde, hele de sıcak yaz günlerinde. Şahsen yazın her gün dondurma yesem bıkmam. Ama artık pastane dondurmalarının yerini değişik markaların hizmet verdiği hazır dondurmalar aldı. Evde bu hazır dondurmaları yediğimizde annem hep çocukluğuna gider ve eski İzmir sokaklarında elinde bir kutuyla dolaşan dondurmacısını anlatır. “Çocukluğumda yediğim o dondurmanın tadı bambaşkaydı. Kimse onun gibi dondurma yapamazdı. Dondurma için kullandığı sütü mü yağlıydı, içine sakız mı koyardı bilemiyorum ama o dondurmanın tadını başka hiçbir dondurmada bulamadım” der. İşte Ali usta (Turan Özdemir) da böyle bir dondurmacı. Babadan kalma işini sürdürmek için her türlü olanağı kullanan, kendi yağıyla kavrulmaya çalışırken fazla kavrulup yanan bir kişi.
Doksanlı yılların ortalarında bu küçük, güzel Ege kasabasında da büyük firmaların etkisi karşısında küçük esnaf olmak kolay değildir. Ali usta, dondurma sattığı dükkanına insanların gelmesini beklemek yerine banka kredisiyle aldığı motosikleti, gezici olarak dondurma satacağı bir taşıta dönüştürür ve dondurmasını insanların ayağına götürür. Yerel televizyon kanalında gösterilmek üzere reklam filmi çektirir, filmin her yayınlanışında dondurmasıyla gururlanır.
Ali usta yine bir gün motosikletiyle yakın köylere dondurma satmaya gider. Dondurma yüklü motoru çalınır. Kendisine göre oyuna gelmiştir; dondurma yüklü motorunun çalınması büyük dondurma firmaları tarafından hazırlanmış hain bir plandır. Oysaki bu kurnaz planın arkasında sıcak havanın etkisinden buz gibi dondurma yiyerek rahatlamak isteyen kasabasının çocuklarından oluşan küçük bir çete vardır.
Yönetmen olabilmek için sinema-tv sektöründe deneyimli olmanın yanı sıra her karakterden insanla samimi, iyi bir iletişim içinde olmak, işbirliğini sürdürebilmek gerekir. Yüksel, daha fakülte yıllarında bu ipucunu veren bir kişiydi. Arkadaş grubunu sadece okuduğu fakülteyle sınırlayan bir kişi olmadı. Toplumun her kesiminden arkadaşları vardı ve kendisi arkadaşları tarafından sevilirdi. Arkadaşlar arasında Yüksel’in ismi geçtiğinde insanların yüzünde hoş bir tebessüm oluştuğunu hatırlıyorum. Bu yüzden Yüksel’in daha fakülte yıllarında ideallerini gerçekleştirebilecek bir yönetmen olacağına inanırdım. Kendisi de beni yanıltmadı. Ve öyle bir film yaptı ki; doğup büyüdüğü yerin insanları olan Muğla halkı, elbirliğiyle onun istediği filmin gerçekleşmesi için çalıştılar. Bu açıdan Yüksel Aksu’nun filmi ayrı bir değer taşıyor. Oyuncuları, dekoru, kostümü, yapım işleri hep Muğla halkına ait olan “Dondurmam Gaymak”, günümüz dünyasında eksikliğini hissettiğimiz samimiyetiyle bizleri sıcacık sarıyor, sinemanın da sadece profesyonellerin tekelinde olmadığını ispatlıyor, sinemada amatör ruhların da birleştiklerinde profesyonelce bir iş çıkaracaklarını ortaya koyuyor.
İzmir devlet Tiyatrosu oyuncusu olarak tanıdığım Turan Özdemir’in oyunculuğu bana çok keyif verdi. Sanki yıllardır Muğla sınırlarından hiç dışarı çıkmamış gibi öylesine doğal oynuyordu ki… İşte oyuncu olarak tam bir profesyonel.
Muğla halkı maddi ve manevi değerlerini kendisi oluşturmadı mı? Bunları kuşaktan kuşağa aktarmadı mı? Birbirleriyle ilişkilerini öznel bakış açılarıyla da gülerek ya da ağlayarak evde, sokakta ya da kahvede, çarşıda birbirlerine anlatmıyorlar mı? Beraber toprak ekiliyorsa, yufka açılıyorsa, bir kişi dünyaya gelirken ve bir kişi bu dünyadan gönderilirken birlikte olunuyorsa, niye birlikte film de çekilmesin? Yeter ki istensin ve samimiyetle yürekler birleşsin, sinema alanında eğitim görenler ya da bu alanda ekmeğini kazananlar halkla işbirliğinden vazgeçmesin. Tıpkı Yüksel Aksu gibi.


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Follow

Get every new post delivered to your Inbox.