Eskinin masal olarak görüldüğü bir zaman. Ancak Öteki’nin dediği gibi, olayların tanıkları tarafından yazılmış raporlar mevcut. Örneğin bu raporlardan birinde Peter Paul anlatılıyor. Peter Paul evinin kapısından çıkıp, sokağın karşı tarafına geçerken araba çarpıyor ve ölüyor. Oysaki sigara almak üzere evinden çıkarken karısına “Birkaç dakika sonra dönerim, hemen geliyorum” demişti çünkü ne zaman öleceğini bilmiyordu. Onun adı ile ölümü arasında bir ilişki yoktu, anı belli değildi. Kitabın “Eski Zaman Üzerine Öndeyiş” bölümünde konuşan Öteki ve Biri’nin ise adları ve ölümleri arasında bir ilişki vardır ve anları bellidir. Öteki ve Biri için, Peter Paul’un yaşadığı zaman dilimindeki insanlar tarih kitaplarının sayfaları arasında kalan vahşi ve zavallılardır.
Kitabın birinci bölümünde, bir anne ufak oğlunun peşinden koşarken şöyle seslenir: “Yetmiş, yetmiş, neredesin?” Annenin adı ise otuziki’dir. İnsanlara boşuna bu adlar verilmemektedir, bu onların ne kadar yaşayacaklarının göstergesidir. Yani insanlar ne zaman öleceklerini bilmektedirler. Yetmiş adındaki çocuk otuz iki adındaki annesine şöyle der: “O kadar korkuyorum ki, anne. Herkes senin genç yaşta öleceğini söylüyor. Ben bilmek istiyorum ve nedeni de şu: Daha kaç zaman peşimden koşabileceksin? Seni çok sevmek istiyorum. Korkuyorum, anneciğim.”
Ölüm üzerine konuşmalarında, Elli’ye, arkadaşı, kapsülden bahseder. İnsanların doğumundan bu yana taşıdıkları mühürlü kapsüller. Kapsülü insanlar öldüğünde sadece Kapsülcü açar. Kapsülcü yeminlidir, tüm görevi kapsülün içini okumak ve açıklamaktır.
Kırküç adındaki kadın ve Kırkaltı adındaki erkek doktor. Kadın, sevdiği erkekle ortak ölüm anını yaşamak istemektedir. Erkeğe şöyle der kadın: “Beraber başlamalı ve beraber bitirmeli. Ben kendime yemin ettim: Gözlerimin önünde ölecek olan bir erkekle kesinlikle evlenmem. Fakat aynı zamanda nasıl öldüğümü seyreden bir erkekle de evlenmem. Biliyorsunuz, fazla tiksinirim.”
“Hepsini görürüm. Görevim bu. Karışıklık olmamalı. Bizim toplumumuzun ayakta durması ve güvenliği herkesin kendi anını düzenli geçirmesine dayanmaktadır. Ben buna kontrat derim. Doğumda herkesin kontratı boynuna asılır. Başka insanlar arasında büyünür, onların arasında yaşanır. Bu ortak yaşamın yararlarına itiraz edilmez. Zaten o yararlar herkese nasip olmaz. Fakat bireye şu kadar yıllık süre tanınmıştır ve bu süreye saygı gösterilir.” der Kapsülcü, Elli’ye ve ölümün sorgulamasından rahatsız olur. Kapsülünü kaybeden ya da kıran bir kişi bu durumu haber vermek zorundadır. Eğer haber vermezse toplum dışına itilir. Kapsülsüz yaşamak isteyen, bir katildir. Kapsülcü yanılabilir ancak kontrat yanılmaz.
Kendi ölüm anını herkes kendine saklamalıdır der Büyükanne torununa. Sadece çocuklar bu sırrı söylerler ama bir yetişkin bunu söylememelidir, ayıptır.
Kafasına taş atan Oğlan’ın okula gitmediğini öğrenince şaşırır Elli. Okula gitmesi gerekmediğini söyleyen Oğlan’a: “Rastladığım en garip çocuk sensin. Peki adın ne?” diye sorduğunda: “Adım On” cevabını alır.
Eserlerinde kitle psikolojisini irdeleyen, bireyin çevresiyle uyumsuzluğuna ağırlık veren roman ve oyun yazarı Elıas Canetti’nin, Gertrude Durusoy çevirisiyle yayınlanan “Günleri Sayılı Olanlar” adlı oyununun, yaptığım araştırmalarda sanırım orijinal adı “Die Befristeten”. 1964’de ilk olarak yayımlanan oyunun Türkçe karşılığı “Süresi Belli Olanlar” diye de geçiyor. Gertrude Durusoy çevirisiyle ülkemizde 1986’da yayınlanmış.
Yaşam sürelerinin bilindiği ve hayatların bu zamana göre planlı ya da plansız yaşanıldığı bir dünyayı anlatıyor “Günleri Sayılı Olanlar”. Bir kişi son yaş gününü ne zaman kutlayacağını biliyor. Genç bir kadın, yedi yaşında öleceğini bile bile çocuğunu büyütüyor. Ve bu genç anneye göre çocuğunun bir yıl daha yaşamasını sağlamak hırsızlıktır, suçtur, kutsal şeylere zarar vermektir. Bu dünyada cinayet kişilerin kapsülü çalınarak işleniyor. Ama bu dünyada da dedikodu yapılıyor (!) İki hanımın dedikodu konuları arasında: insanların kaç yıl yaşayacakları; kısa ömürlü bir kadının iyi hatıralar bırakmak için daha çok uğraş vermesi, elindekiyle yetinmesi nedeniyle erkekler tarafından tercih edilmesi (!) yer almaktadır.
Kutsal Kanuna inanmayanlara herkesin önünde ölümünün gelmesi cezası verilmektedir. İşte Elli de bu kişiler arasındadır. O, bu hayatı sorgular, çıkış yolu aramaya çalışarak kendini tehlikeli bir yola sokar.
bu kitapı nerden bulabılırım yardımcı olurmusunuız?